Hakkımda

14 Haziran 2009 Pazar

ZAMANIN ESARETİNDE ÖZGÜRLÜK



Hayat denir bu hana;kimlerle karşılaşır yolcu,neler görür içinde…Geçirdiği kısa zaman içinde, kimi zaman mutlu kimi zaman kederli olur bu bir müddetliğine geldiği mecburi mekanında.Aradığını bulamaz çoğu zaman yolcu;muhakkak bulduğundan fazlasını beklemiştir ve beklediğini bulmayı ümit etmiştir…Velakin,handır bu,gerektiği kadar kullanır terk edersin.Fazlasını beklemeye,bulamayınca kederlenmeye ne hacet?..
Yolcu düşünemez yolculuk esnasında bunları.Çünkü duyguları vardır ve onları mantığından çok kullanır.Ve hatalarının çoğu bundan sebeptir.Yolcu, bu çetin yolculukta çoğu zaman hislerinin esiri olur.Kapılıp da rüzgarına coşup uçmaları,konmayı beceremeyip düşmeleriyle dolar anıları.Geri dönüp baktığındaysa nedametinden dökülür gözyaşları.Kısa bir müddetliğine de olsa mantığını devreye sokar ve düşünür.Ve nefis muhasebesi der adına.Bahaneler üretmeye çalışırken geçen yılların farkına varır ve daha önce çocukluğuna verdiği hataları için artık geçersiz bir bahane olduğunu idrak eder.Ve düşünür yolcu,çocukluk da bittiğine göre günahlarıma,hatalarıma ne bahane bulabilirim diye.Tek çözüm olarak deliliğe mi vurmalıdır şimdi ettiklerini?
Yatağına uzanır,kollarını başının altına alır,gözleri tavanda düşünmeye devam eder yolcu:
Handaki günleri dolarken hızla,fark edememiştir olanları çoğu zaman.Dikkat etmemiştir gelişen ve değişen olaylara, belki de önemsememiştir.Fakat,geçen zaman önemliydi,geri gelmemek üzere gitti!Yolcuya yeni şeyler kattı ve ondan çok şey aldı…
Zaman,bir dilemmaydı.Acımasız bir avcıydı ve herkesi avladı.İstisnasız her yolcu düştü onun tuzağına.Ve faydasız çırpınışları yetmedi kurtarmaya…
İnsan olmak bu olsa gerek;yolculuk yaptığının bile farkında olmadan seyyah,kendi yaptığını bile bilmekten acizken alim(!).Doğaçlama yaşar hayatını nedeni bilinmez.Ve Halık’ı der ki mahlukuna,sen çok acelecisin!..
Ve mahluk başını arkasına her çevirdiğinde,anılar sayfasını her açtığında bir damla gözyaşı besliyor sanki nedametini zamanın,yine de fark etmiyor akıl,kaybolduğunu anın…
Bir sohbetimiz esnasında Sayın hocam Yard.Doç.dr.Nusrettin Bolelli’nin söylediğini hatırlıyorum:”Yetmiş yıl yaşasa bir insan” dedi,”bunun yarısı uykudadır.Yani otuz beş yıl yaşar insan.Zaten bunun da on beş yılı çocukluktur,kalan yirmi yıl nasıl olur da ziyan edilir,Tek bir saniyesi boşa harcanmayacak kadar kısa değil mi?” Düşündürdü beni!..
“Asra and olsun ki,insan ziyandadır!..”
Subhanallah!

14 Mart 2009 Cumartesi



Bugün karanlıklarda ruhum.Doğaçlama yaşadığım gibi her anı,doğaçlama yazıyorum bugün.ne farkeder ki,kontrollü ya da kotrolsüz...

Sevgiden muzdaribim bu akşam.yalnız bıraktı beni,bir başıma koyverdi karanlıklarda.korkar mı,üşür mü demedi.koydu gitti öylece...Ağladım evet;saklamıyorum da zaten.Çünkü,farkettim ki daha da soğuk oluyor geceleri İstanbul.Daha da karanlık oluyor sanki yalnızken.

vesaire vesaire...söyleneceklerin çokluğu nisbetince zorlaşıyor söylemek.ve bu akşam söylenecek çok şey var...

18 Kasım 2008 Salı

BEN ÖZGÜR OLMALIYIM
Özgür olmalıyım
Gökyüzü kadar, kuşlar kadar…
Uçabilmeliyim
Bulutlar gibi…
Hayatı tadında yaşamalıyım
Çocuklar gibi…

Büyümek zormuş çocuk olabilmişsen
Yaşayamayana zormuş ölüm…
Sonbahar gözünde yağmur varsa yaşanmış sayılırmış
Kış saçında kar varsa…
İlkbaharı yaşadığın, içinde açan çiçeklerden belli,
Yaz, yüreğindeki sıcaklıktan…

İnsan özgürse yaşıyor dört mevsimi.
Özgürse anlayabiliyor manasını her bir anın
Ve ben, özgür olmalıyım
Gökyüzü kadar, kuşlar kadar
Uçabilmeliyim bulutlar gibi…
Biricik Esra ablama ithafen...

9 Kasım 2008 Pazar

HÜZÜNLÜ SANİYELERDEN DAMLALAR...


Sevinç ve keder arasındaki ince çizgideyim.Ne yapacağımı bilemez halde,yüzümde hüzün,kafamda soru işaretleri ve yüreğimde sebebini bilmediğim kıpırtılar...


Dinleyenim,dertlerimle dertlenenim,gözyaşımla ıslananım olmadığından mı bu hüzün?

Yanmayı tadıyorum bir kez daha.Sızlayan yanlarımın üstüne tuz basıyorum yeniden.Ve hoşgeldin diyorum kalemime...


Zaman kadar vefasız ,gözyaşım kadar zamansız ve ölüm kadar yalnız his,hoşgeldin mekanına!..

Ulaşılmazlık cazibesinde gözüm var...Kapıldım rüzgarına...

8 Kasım 2008 Cumartesi


...bazı sözler karanlıkta söylenir diyorum uykularımın birinde...

bazı sözler hiçbir zaman diyorum kendi sesime uyanırken...

bazı sözler karanlıkta söylenir,bazı sözler hiçbir zaman...

...murathan mungan...
karanlıklara yakışır kimi cümleler
yalnız karanlıkta söylenir...
söylenenlerin ışığıdır karanlığı aydınlatan
medet beklenmez bu sebeple
ne güneşten ne de aydan...
söylenemeyen sözler gizlidir gözyaşlarında
sözün gücünü duyar insan sızlayan yanında
konuşan bakışların büyüsü sarar bedenini
susan dillere meydan okurcasına...
dil,tat bir aşıktır...
el ise çolak bir sevdalı...
birbirlerini öyle bir aşkla severler ki,
el,dilin çıkmayan sesi,
dil elin yetmeyen gücü oluverir...