Hakkımda

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Nankörlük Seciyesi

Hani ellerini açınca dolaşır ya dilin,
hani her şeyi isteyebilecek olmaktan
ne isteyeceğini bilemezsin.
her şeyi bu kadar çok istiyorken dünyada
neden senden istemekte tembeliz rabbim?
bıraktım bizi, ben.
ben'i halletmeden biz demek olmaz, öyle ya...
ne olacak halim?


ben memnun değilken, sen memnun olur musun benden?
seni sevmemekten çok korkuyorum Rabbim.
Seni sevmemekten de sana sığınıyorum.
insan memnun etmek istemez mi sevdiğini?
neden?
düşündükçe ürperiyorum, korkuyorum ve üzülüyorum.
bunlar da yetmez biliyorum...


hani bazen açıyorum ya ellerimi
diyorum beni bağışla, cennet ver bana...
hangi yüzle?
sonra bazen korkuyorum, eksiklerimden, gafilliğimden...
şimdi ölüversem diyorum,
hangi yüzle?


utanıyorum çok zaman.
bana soru sorduklarında en çok.
ne ilahiyatçılığım, ne insanlara anlattıklarım beni kurtarmaz biliyorum..
ve bilmiyorum, neyime güveniyorum.
sanki bir rol giyinmişim, habire oynuyorum
yanlış biliyorum, çok zaman utanıyorum.


yanlışı bilmektense bilmemeyi tercih etmeliyken,
bilmek uğruna yanlış yaşıyorum.
daha çok şey Rabbim..
kestiremez oldum, kendimi koyup nerelere kaçsam


Ellerimi bırakma Rabbim!
İstemeye utanıyorum, yine de Rahman olduğunu bilemek güzel.
Yine de beni duyduğunu bilmek güzel.
Nemli nemli gülümsüyorum...

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Sevgili günlük...

Kim bilsin, fazla huzur huzursuzluk getirir. Kim inansın insan dert arar dertsiz başına. Kim istesin razı olmak mutsuzluğa da.. Dünyanın işleri de dünya kadar garip böyle. Dünyanın zâtı da kimi insanları gibi ednâ işte... 
Şarkıların kokusuyla yaşamaya başladığında, içindeki delikle yaşamaya da başladı insan. sahi insan mıyım ben? kendi kendime sürdüğüm zararsız hayatım, zaman zaman iyilik yapmam vs vs insan yapar mı beni? neye kaygılanıyorum, ne için üzülüyorum, neden bu kadar kolay duygulanıyorum mesela, merak ettiklerim var... mesela neden yalnızlıktan en çok korkanlardan olmama rağmen en yalnızlardanım?
yalnızlığın o çekici yanına hep kapıldım nedense. hep kandım, tav oldum karanlığa. karanlık siyahtır, yalnızlık da öyle denebilir. siyahı severim...

Sonra biri var, o da siyah, onu da severim. Pek tanımam, ama yine de severim. Nadir görürüm, daha doğrusu ara sıra görmeye giderim. Ve ne zaman yanından ayrılsam, ilhama inanır mısınız bilmem, içim dolar. Benim yapmayı hayal ettiklerimin yapılmışı gibi o. kim olduğunu kim olmadığını da bilmem pek. sormaya çalıştım, sonra vazgeçtim. bilmemek, tanımamak daha güzeldir bazen. çok güzel bir kitabı filmleştirip mahvetmek gibi olurdu heralde onu tanımak.. Hem gelecekteki hayallerimi, hem şimdiki hallerimi birden görüyorum sanki o yürürken. Aynı şeyleri düşündüğümüz olur, o bilmez de. sonra aynı yalnızlıkta komşuyuzdur onunla, o tanımaz ama. kaygılar ortak olsa da, o hep bir adım öndedir. Başkadır başka..
Yok aşık filan değilim. Dedim ya, selam versem şanslı sayarım kendimi. Salt Aşk değildir birinde huzur bulmanın adı. başka ne derseniz deyin işte...

Görmeye giderim onu, çünkü bazen boğulduğum oluyor. Bu kalabalık hayatımdan yorgun düştüğüm oluyor. sevdiklerimle dopdolu da olsa, kalabalıktan yıldığım oluyor. hiç kimseye bir şey demeden gidesim geldiği oluyor. böyle böyle imkansız daha bir sürü şeyin hayalini kurduğum oluyor.
insanları izlerken, bir filmi izlerken hep aynı şeyleri düşünebiliyorum mesela. bu kalabalıklık belki de bir kişinin eksikliğindendir, ne bileyim. ama dedim ya düşünüyorum, nasıl oluyor, nasıl karar verebiliyor aşık insanlar? sevdiğim, hayatımın devamında görmek istediğim bu diye nasıl denebiliyor? ben mi çok korkağım yoksa... hem iyi hem kötü bir şey bu da...

Ama yine de tazelenmeli hayat, eleme yapılmalı ne bileyim, gereksizler çıkarılmalı.. ya da ben miyim gereksiz olan, kendimi nereye koysam?

22 Temmuz 2011 Cuma

Alıntılardan

" Ah çekip resme bakar, derdi ki:
Söyle güzelim sen hiç gül gördün mü dikensiz
Gül yüzün benli de yüreğin niye bensiz.. "

7 Temmuz 2011 Perşembe

Mendil Satan Şiir

haydi bana  bir şeyler söyle
ilham alayım sözlerinden
dokunaklı kelimeler bir de
yaşlar henüz yol bulmamışken gözlerimden.
bunca susmalar hayra alamet değil
gidecek yer kalmadı bana kelimelerden başka
sesinde sükun buluyor sanki içimdeki depremler
sen kur, güzel olsun diye cümleler..
kısık sesli bir melodi  gibi bakan gözlerin konuşsun istersen
içinde berrak nehirler akan gözlerin..
gözlerini görünce bir inşirah ferahlığı yayılır yüreğime..
haberdar olmanın zirvesinde geçiyorken ömrümüz,
patlayan bombalar içimizdedir
yetim kalan çocuklar biziz
gelen zamlar ve azalan maaşlar da bizim,
kalabalıklaştıkça yalnızlaşan ruhlar da
anlıyorsun değil mi, anlıyorsun
iyi ki var gözlerin...
dualardan süzüp doldurduğun cümleler sun bana
seni tanımasam ve beni tanımasan da...

3 Temmuz 2011 Pazar

İdris Özyol der ki:

SENİ BANA KALP DİYE KOYMUŞLAR

senin en güzel yerin sensizliğin
başka birine hazır oluşun aynalarda
bir gün başka uyanırsam yanında
ya sen gitmişsin ya ben kaldım
işte o zaman beni otuz yıl öldür
otuz yerimden sürgüne gönder




elbet ben nesiyim bu hayatın
ben bu aşkın Semud kavmiyim
ne zaman sana üşüsem
ateşin icadı geri alınır
kim kalır içimizdeki saat dursa
İçimdeki saat başka bir gidişin olsa
seni yaşamak beni öldürür
beni öldürdü kendi aklım
benim aklım kimin aklı
sen neyimsin benim hiç bitmeyen




seni bana kalp diye koymuşlar
beni sana bir gidiş hazırlığı
gittin ışıklar yandı içimde
ışıklar söndü içimde gittin
seni gittim ben aynalara bakarken
aynalar seni sürdü ben seni öldüm



1 Temmuz 2011 Cuma

Yavaşça dönüp baktım ve dedim ki:

Bir iç titremesi, bir yürek hoplamasından ötürü kalp gümbürtüsü, bir nefes daralması, bir göz içi parlaması...
Vardı eskidendi oluyordu.
Zorlamakla, olsun istemekle, çaba göstermekle, beklemekle, kabul etmekle, taviz vermekle, alakasızmış gibi görünen bu şeylerin hepsiyle, olmaz...
Düşüncede, geçen günde ve hatta uyku halinde yer vermek lazım gelir
Umur dışı bırakılmış yüzler, isimler, gülümsemeler, sözler bir içi titretemez, bir yüreği hoplatıp kalp gümbürtüsü gerçekleştiremez, nefesleri daraltmaz ve gözlerin içini parlatamaz...
Nedir ki, şairlerin saçmalamalarına katlanmaktan başka?
Maziyi düşünüyorum, hatırlıyorum, o ne kelime, yeniden yaşıyorum nerdeyse
Değişen bir şey yok kendimden başka demek isterdim değişebilseydim...
Hiç geçmeyecek biliyorum, bu yüzden, bildiğim bazı şeylerden nefret ediyorum....

Anlatamadığımın farkındayım...

26 Haziran 2011 Pazar

Başka bir şehre bakarak...



"Eve dön, şarkıya dön, kalbine dön!"
                                   İ. Özel


"Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..."
                                   Hz. Mevlana


Nereye gidersen git, ne kadar uzak olursa olsun,
Kalbin evindedir
Eve dönmek, bir şehri terk etmek; 
kaldırımlarıyla, dalgalarıyla, martılarıyla, çocuklarıyla, 
yalnızlıklarıyla, kalabalıklarıyla, uykusuzluklarıyla
adımlarıyla, adamlarıyla, sevdalarıyla, yalanlarıyla;
tüm yanlarıyla...
Bir şehri terk etmek,
yeni bir şarkı söylemek, ya da içine taze bir nefes çekmek
Bir şehri terk etmek,
eve dönmek, yapayalnızlıktan yalnızlığa terfi etmek...


Hasılı, bugün hiçbir kimse ve şey yok düne  dair 
Bugün yeni bir şarkı, taze bir nefes...


(Evet, ikisi ("", "") aynı şeyi anlatıyor )