Hakkımda

20 Haziran 2011 Pazartesi

Sevmekle alâkalı lakırdı - 3

Bazen, hani vardır ya, bir cümle ile koca dert anlatılır
Sonra, bazen bir kelime ile çok daha güzel anlatılır
Hem, bazen de susunca, en çok şey o zaman anlatılır

Kızılmamalı susuyor diye sevilen
Düşünüyordur, yardımcı olunmalı hem

"Seviyor musun beni?"

7 Haziran 2011 Salı

Sevmekle alâkalı lakırdı - 2

Bir yüz, bir mutluluk demek olabilir
Bir yüz, bin acı demek...

Vefa denen şeyli olmak için, illa birinin bunu hak mı etmesi gerek?
Soru çok cevap yok bugünlerde
Kafam olmuş bir istanbul..
Ve bir yol kenarında sessizim bugünlerde
Ne red var niyetimde ne kabul..

Polisiye romanlar okuduğumuz yaşlardaki kadar heyecanlı olabilirdi sevmek
Kitaplarımızın konularıyla beraber ağırlaşmasaydı kalp atışlarımız da...
Sevgisiz bir karanlık içerisinde bulvarlarda sabahlayan gölgelerimiz var
Soğuğu iliklere işleyen bir karanlık var hem, aylardan haziransa da...

Hiçbir dilde karşılığı yok platonik teşhisinin
Realist bir çağın materyalist çocuklarına göre değil böylesi
Sevme kavramına duyduğu ihtiyacı fark edemeyen maşuklara aşık olmak çağımızın kaderi
Aşıklar bugün, en onurlu ihtiyaç sahipleri

Sosyal mesaj vermenin alemi yok belki de
Karşılıksız bir kelimenin, kendini yırtarcasına telaffuzuna uğraşmanın da öyle
Anlatmak zor, hal aşikar olalı
Nasıl kaldıysam o gün,  hala öyle avare, hala öyle savunmasız, hala öyle ...
Zamanın her şeye ilaç olmadığına şahit oluylorum böyle böyle...

Eyvallah...

28 Mayıs 2011 Cumartesi

Asabiyet Raporu

Bende bi gariplik var.. hassasiyetlerimde duygularımda bi şeyler oldu. insanların büyüüük bi çoğunluğuna katlanamaz hale gelebilir mi bi insan? yahu hem de tanıyorum ben bu insanları.
ama katlanılır gibi değiller samimi söylüyorum..
bak şimdi, nasıl desem, ya bir şeyi sevin, ülkü edinin ama gözünüzü seveyim putlaştırmayın be kardeşim, yazıktır yahu size..

geçenlerde (islami) bi kurumun toplantısındayız, söz hakkını kapan arkadaş, başladı kuruma bağlılık naraları atmaya. mübalağa sanatının ince örneklerini sergiledi salonda. baya ona bakan, kurumu görsün istiyomuş kendisinde ya..
hacı naptın? hadis o ya.. sana bakan Allahı hatırlatcaktı hani, o hadis işte. naptın karıştırdın sen.. dikkat et nolur..!
valla ben de seviyorum o kurumu, kızdığım o değil. koca koca adamların çıkıp artistlik uğruna çektikleri (-ecekleri) dil yarasına üzülüyorum ben. bu var..
sonra biri çıkmış sahnelerde kürsülerde boy gösteriyor. yaklaşıp soruyoruz, selamun aleyküm abi, hayırdır napıyorsun sen?
sen misin soran, hadi hobaaa başladı mı naralara; Allah rızası, islamın istikbali, kahrolsun israil, mahvolsun emperyalizm, gebersin siyonizm derken derken; ülkeyi sömürdünüz, Rejim Düşmanı kaçamaz, kandırdınız kalkındırmadınız, Dokunulmazlık bitecek, hedef 2023, iş aş haydar baş..!!!
haydaa!! hedef slogan atmaksa çok başarılısın kardeşim. ama hedef hedefe varmaksa ne dediğini bi bilmek lazım gelmez mi? hani bağırınca coşa geliyoruz ya biz de, ne dediğine bakan da yok adamın.. huraa alkış her bağırana..bu da var..
bi de şöylesi var: abimiz ablamız okumuş, yazmış, sınavlara girmiş çıkmış, ezberlemiş, bilmiş saygımızı kazanmış. uzman der olmuşuz. bilen sınıfına oturtmuşuz. e bilmediğimizi bilene danışalım diyoruz, allah ilim vermiş sana kardeş, hakkımızı almaya geldik, bir iki suailimiz olacaktı diyoruz; o da ne?
kapris kaplamış hep çehresini, üstü başı kibir içinde, perişaaan, kötüüü, yaklaşılır gibi değil!
neyse alttan aldık, hakkıdır çalışmış, beğenmez bizi, olur dedik, yaklaştık yani. gittin mi? gittim, sordun mu? sordum. yemin olsun pişmanım...! o neymiş arkadaş, zararı beni aştı, suçu bende kaldı. vicdanı acır da ölecek gibi olur muymuş insan? oldum yemin olsun..!
insanın köyüne geri dönüp fadimenin düğününde halay çekesi geliyor! nolduk böyle duyarlılık şovu yapıcaz derken ne duygumuz kaldı ne duyduğumuz.. dünyamız ahretimiz tehlikede bu gidişle, titreyip kendimize gelmeyelim mi artık?
şova değil şoka ihtiyacımız var arkadaşım, anlatabiliyo muyum?
Eyvallah...

27 Mayıs 2011 Cuma

Sevmekle alakalı lakırdı


Biraz tehditvari, biraz delikanlımsı, biraz cesurumtrak konuşmak gerekirse,
Şairî bir edayla söylemeliyim ki ben (seni demiyorum dikkat) hiç sevmedim ki...
Niye?
Çünkü ben sevdim mi, adam gibi severim...

(burdan espiri de çıkar kötü mötü ama yapan yapsın zararı yok)



Ha gördün mü sevildiğini, o zaman amman azami dikkat!
Çünkü "bulamazsın benim gibi seveni, bulamazsın seni mutlu edeni..."
O kadar da kesin konuşuyorum yani... ;)
Eyvallah...

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Ziyan ettik vakti... Sadega Rasulullah

Garip şeyler oluyor yine, yine yoruluyor ansızın içimde çalışanlar
Çalışıyorlar mı ki sahi?
Çok çalışmaktan yorgun değilim diye ses verdi içim; keşke gerçekten ne istediğini bilseydin de dedi bana
O zaman yorulmazmış öyle dedi.
Ve şöyle dedi: sen çalışırken mutlusun, asıl, işi bitirdiğinde yoruluyorsun... İnsanın yaptığından, yapmak istediğinden tereddüt etmesi ne de zor.. Belki emin olsan yaptığının yapmak istediğin olduğuna, daha çok şey yapardın.. 
İçim haklı, içime dönme zamanı...
Ah zaman.. İçimde yaradır.. .Gidişini çaresiz seyrettiğim, durduramadığım.. yıllar ayırdığım onca şey, şimdi yanımda bulamadığım..
Ne zaman geldim ki ben bu yaşa? Diyemem ki ben çeyrek asır geçirdim dünyada, diyemem, korkarım...
Çeyrek asır... Çok fazla büyük...
Buna rağmen yaşanan kararsızlık koyuyor insana.. Neyin kararını veriyorum ki, giden gitmiş sanki.. Sanki çok geç karar vermek için.
Zaman, kader kadar insan zihnine fazla...
Zaman diyorum, aklına çok güvenen varsa...

Anlayamadığımı yoktan var eden Rabbim! Sen çok büyüksün..
Akla sığmayanları yarattın;
Bense insan olmayı 'bile' kaldıramadım...
Komik hallerimi de bağışla!...

19 Nisan 2011 Salı

Karanlığa, soğuğa, yalnızlığa ve ilk etapta kötüymüş gibi duran her şeye


haddi aşar cümlelerimden,
korkularım ve endişelerimden sonra...
peki bundan sonra
ya sonra?


Bu yazı geliştirile, şimdilik şu çalanı dinleye dinleye...